Seçili Fragman

Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Seyahat etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Ağustos 2016 Cumartesi

San Francisco'da Bir Hafta... Önce Kısa Bir Hazırlık


San Francisco... Amerika'nın en büyük ve en çekici, 2 büyük deprem atlatmış ama ihtişamını korumaya devam etmiş şehirlerinden biri. 1906 yılındaki depremden ve yangından sonra neredeyse komple yok olan San Francisco akabinde tekrar kurulmuş, 1989 yılında yine büyük bir deprem yaşamış. Bu sefer yıkım, can ve mal kaybı 1906'ya kadar çok az olmuş yine de şehir depremle yaşamayı öğrenerek yaralarını sarmıştır. (O esnada oynanan baseball maçı sayesinde TV'de naklen yayınlanan ilk büyük deprem olma özelliğini de taşıyor.) San Francisco'nun tarihi ile ilgili en geniş bilgiyi internet ansiklopedisi olan Vikipedi'den okuyabilirsiniz. 
   

31 Ocak 2016 Pazar

Eşek, Köpek, Kedi ve Horoz... İşte Bremen - Almanya

Bremen'in Almanya'daki Konumu
Belki de gitmek aklımın köşesinden bile geçmeyecek olan bir şehirdi Bremen. Almanya'nın kuzeybatısında, Hamburg'un biraz batısında yer alan Bremen eyaletinin baş şehri olan Bremen'i hepimiz o meşhur hikayesi ile biliyoruz. Sağolsun THY'nin yaptığı promosyon ile sadece 260 TL'ye aldığımız gidiş-dönüş biletlerimiz ile Kasım ayının 4 gününü bu gezimize ayırdık. 
    
Weser nehrinin kıyısına kurulan Bremen şehrinin tarihçesi 700'lü yıllara dayanıyor. O zamandan bu yana çok gelişmiş tabii ki ama o butikliğini asla kaybetmemiş. Yani kısa bir hafta sonu kaçamağı için ideal büyüklükte (küçüklükte demek daha doğru olur.) Biz 4 gün yeter diye düşündük, aslında 2.5 günde doya doya gezdik Bremen'i. 1 günümüzde de günübirlik Hamburg turu ayarladık. Gelelim bizim gezimize, akabinde önemli bilgiler kısmında ayrıca bir özet geçeceğim...
    

5 Haziran 2012 Salı

Rüzgarlı Kent Chicago


   
Chicago Tiyatrosu
Tatil için her zaman kendi rotamı kendim çıkarmayı  adet edinmişimdir. Önce gideceğim yerleri belirler, gerekli araştırmalarını  yapar, uçak bileti, otel, araba kiralama, vs. rezervasyonlarımı  yaptırır ve öyle yola koyulurum. Bu sefer kısıtlı, sadece 6 günümüz vardı ve bu 6 günü Amerika’nın en büyük ve en güzel şehirlerinden biri, Chicago’yu keşfetmeye harcayacaktım.
       
Chicago, ABD’nin orta-kuzeydoğu kısmında, Michigan Gölü’nün kıyısında kurulmuş, canlı bir şehirdir. “Rüzgarlı  Şehir” olarak bilinmesinin nedeni; gölden vuran şiddetli rüzgarlardan ziyade “politik” anlam içermesiymiş. Bunu bizde gittiğimizde öğrendik. Nüfusu yaklaşık 3 milyon olan metropolün şehir planlaması, bizim ülkemize göre çok daha muazzam yapılmış. Gökdelenlerin doldurduğu “Downtown” ve çevresi, birbirine paralel ve dik kesişen yollar ile bloklara ayrılmış. Bu düzen neredeyse tüm Chicago, hatta tüm Amerikan kentlerine uygulanmış zamanında. Zaten Hollywood filmlerinde “Bilmem kaç blok yürüdük”  gibi tabirleri duymuşsunuzdur. Hepsi bu düzenli şehirciliğin ürünü.. Chicago hakkında söylenecek daha bir çok güzel cümle var ama bunları  “Downtown” ‘u anlatırken, aralara sıkıştırmak daha iyi olacak eminim.  
                     

24 Kasım 2011 Perşembe

Amerika '11 Günlüklerim


Ve bir kez daha Amerika yollarına düştüm.. Ama bu sefer bir değişiklik yapıp gezi notlarımı gün gün paylaşacağım. Çünkü herkesin gittiği New York, Los Angeles, Miami, vs gibi bilindik büyük şehirler yerine araba kiralayıp kuzey eyaletlerinden bir kısmını geziyorum. Gün kısıtlı olduğu için rotayı da maalesef kısa tutmak zorunda kaldım. Başlangıç noktam Wisconsin eyaletinin La Crosse şehri, gideceğim en uzak nokta ise South Dakota eyaletinde Mt. Rushmore.. Hani o ABD başkanlarının suratlarının bulunduğu büyük dağ.

20 Eylül 2011 Salı

Bademli'nin İçinde Bir "Bademiçi"

En sonunda Bursa'nın 1 numaralı lezzet mekanını buldum: Bademiçi. Bursa'daki restaurantların çoğunu bizzat kendim gezmiş ve yemeklerini tatmış biri olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki Bursa'nın en lezzetli, en gösterişli buna rağmen en makul fiyatlı restaurantı burası.
                
Usta şef Ömür Akkor'u duymayan var mı hala bilemiyorum ama kendisi Türkiye, hatta dünya çapında ismini duyurmuş bir şef. İkiz kardeşi ve ailesi ile birlikte uzun yıllardır Bursa'da yaşıyor. Bursa'nın şanslı olduğu nadir konulardan biri de bu olsa gerek. Herkes büyük şehirlere, oraya buraya giderken Ömür Akkor Bursa'da yeni restaurantı Bademiçi'ni, daha yeni açtı. 
                

12 Eylül 2011 Pazartesi

Limonata @ City's by Çapamarka

Size Nişantaşı'ndaki bir mekandan bahsetmek istiyorum. Burası ne sokak arasında bir yer, ne de binaların ortasında serin bir bahçeye sahip. Lokasyon olarak Nişantaşı'nın tam göbeğinde, Teşvikiye Caddesi'ndeki City's alışveriş merkezinin içinde.. Alışveriş merkezindeki bir cafenin kulağa hiç te çekici gelmediğinin farkındayım ama burası tüm o önyargıyı yıkacak cinsten bir yer.
             
Eğer cumartesi günü Nişantaşı'nda alışveriş yapıp dolaştıktan sonra bir şeyler yemek/içmek isterseniz, mekanların özellikle bahçe/sokak kısımlarındaki masalarında yer bulmak pek mümkün olmuyor bu sıcak havada. Bırakın bahçeyi çoğu yerde içeriler bile tıklım tıklım.. Nitekim böyle bir durumda istikamet City's AVM'ye çevriliyor ister istemez. Çok katlı ama ufak bir alışveriş merkezi olan City's bir çok markayı bünyesinde bulunduruyor. En üst katında ise sinemaları var. İşte o kata çıktığınızda yürüyen merdivenlerden, sizi İzzet Çapa'nın yeni mekanı Limonata Cafe karşılıyor.