Seçili Fragman

Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Tarihi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Aralık 2012 Cuma

Anna Karenina: Yılın Son Başyapıtı

Daha önce defalarca beyazperdeye uyarlanan Tolstoy'un klasik eseri Anna Karenina bir kez daha huzurlarımıza çıkıyor. Akılda kalıcı bir yapım olacağını daha fragmanlarından belli eden Anna Karenina, yönetmen Joe Wright'ın tarzıyla diğer uyarlamalardan farkını da ortaya koyuyor. İzleyiciye görsel bir şölen sunan bu yapım, özellikle sanat yönetimi, kostümleri ve dekoru ile göz kamaştırıyor. Tüm bunlarla bütünleşen senaryo ve oyunculuklar filmi direk zirveye taşıyor. Kısaca yılın son cuma günü bir başyapıt ile 2012'ye veda ediyoruz. Anna Karenina gecikmeli olarakda olsa nihayet Türkiye sinemalarında..
    

23 Mayıs 2012 Çarşamba

Bal-Kan Topraklarında Kan ve Aşk

'Bal' ve 'Kan'.. Yani Balkan.. İngilizcesi ise 'Honey' ve 'Blood'.. Angelina Jolie'nin ilk yönetmenlik denemesi olan filmi Kan ve Aşk / In the Land of Blood and Honey (Balkan Topraklarında), ismini buradan alıyor işte. Yakın geçmiş zamanda, daha 20 yıl önce Avrupa'nın göbeğinde, Balkanlarda yaşanan o insanlık dramını beyazperdeye taşıyor. 
                     
Dün gibi hatırlıyorum. Daha ilk okuldaydım, hemen dibimizde, Balkanlarda bu savaş patlak vermişti. Sırp 'kasaplar', Bosnalı Müslümanları katlediyorlardı. O zamanlar çocukluğun verdiği bir olguyla savaş olaylarını yüzeysel duyuyor, biliyordum. Ama acının büyüklüğünü yıllar geçtikçe öğrenmiştim. Binlerce erkek ve çocuk 21. yüzyıla bir kaç sene kala türlü işkencelere maruz kalmış ve taranarak öldürülmüştü. Bir sürü kadın sadece işkence görmemiş, cinsel saldırılara ve tecavüzlere uğramışlardı. Bu büyük trajedi, insanlık dramı ve ayıbı, 3 senelik bir savaş döneminden sonra tarihteki yerini aldı. O zamanlar benim gibi çocuk olanlar şimdi birer yetişkin birey oldular. Ama bir çok kişi bu katliamı unutmadı..

6 Nisan 2012 Cuma

Titanik'e 3 Boyutlu Bir Yolculuk

14 Nisan 1912 yılında, bir buz dağına çarparak batan Titanic, yüzyılın en büyük facialarından biri olarak tarihteki yerini aldı. Defalarca kez beyazperdeye konu olan bu facia, 100.yıl dönümünde, 3 boyutlu olarak tekrar vizyona giriyor. 
               
James Cameron'ın yönettiği 1997 tarihli Titanik, o sene 11 Oscar alarak efsane filmler arasına girmişti. Türkiye'de vizyona girdiği Şubat 1998'de kapalı gişe oynamış, aylarca vizyonda kalmıştı. Tüm dünyada gişe rekorları kıran bu filmi bir tek yine James Cameron'ın yönettiği Avatar geçebilmişti.
       

27 Şubat 2012 Pazartesi

Marilyn Monroe ile Bir Hafta

                              
Efsanevi aktris Marilyn Monroe, trajik ölümünden sonra defalarca kez beyazperdeye konuk oldu. Çeşitli oyuncuların hayat verdiği ünlü oyuncuyu, son olarak Michelle Williams'ın performansı ile izliyoruz. 2 Oscar adaylığı bulunan film, törenden hemen önce de sinemalarımızda kısıtlı vizyon şansı buldu.
                                            
Öncelikle şunu belirteyim; daha fragmanı izlediğinizde Michelle Williams'ın çok başarılı bir protre çizdiğini anlıyorsunuz. Çünkü sadece Marilyn Monroe'yu oynamıyor, resmen onu yaşatıyor. Mimiklerinden hareketlerine, bakışlarından konuşmasına kadar role nasıl da cuk diye oturduğunu seyirciye ispatlıyor. Daha önce de törenlerden eli boş dönmeyen, 69. Altın Küre Töreni'nde Müzikal/Komedi dalında En İyi Kadın Oyuncu seçilen Michelle Williams, Oscarında en büyük adaylarındandı. Ama en güçlü rakipi Meryl Streep 30 senenin ardından heykelciği evine götüren isim oldu. Törendeki beklentim Michelle Williams'ın ödülü almasından yanaydı ama kesinlikle şunu söyliyebilirim ki; en çekişmeli kategori buydu bu sene.

20 Şubat 2012 Pazartesi

Fetih 1453, 1-4-5-3

                           
3 senedir söylentileri ile bir efsane haline gelen Fetih 1453, nihayet 'sessiz sedasız' (!?!) gösterime girdi. Normal filmlerin aksine cuma yerine perşembe günü, ismi gibi 14:53 seansı ile vizyonu başlayan film, Türk sinemasının en yüksek bütçeli filmi. 17 milyon $ gibi Türk sineması için büyük, Hollywood sineması için gayet küçük bir bütçe ile çekilen film, öncelikle fragmanı ile büyük ilgi toplamıştı. Nitekim 4 gündür yüzlerce salonda kapalı gişe oynayan film, muhtemelen en iyi açılış rekorunu da kırmıştır.
                                   
Fetih 1453, adı üstünde, Fatih Sultan Mehmet'in İstanbul'u fethini anlatıyor. Gerçek bir hikaye.. Başı sonu belli.. Film vizyona girer girmez sosyal medyada çıkan espriler: ''Fetih 1453'ün sonunu söyliyeyim mi? Evet evet İstanbul'u alıyoruz..'' 14 sene evvel Titanik vizyona girdiğinde de ''Filmin sonunu söyliyeyim mi? Gemi battı..'' gibi esprileri yapan bizler için pek farklılık teşkil etmiyor. Özellikle televizyonda yayınlanan Muhteşem Yüzyıl ile Osmanlı dönemine merakın arttığı bir dönemde vizyona girerek, dizinin yarattığı savaş sahnesi izleme isteğini fazlasıyla tatmin edecek görünüyor.      

2 Aralık 2011 Cuma

Dede ve Torunun Hikayesi

Çağan Irmak, Türk Sineması'nda kendine belli bir yer edinmiş yönetmenlerden biri şüphesiz. Gişe olarakta inişli çıkışlı bir grafiğe imza atıyor. Ama şu bir gerçek ki Türk seyircinin nabzını tutmayı iyi biliyor. Bugüne kadar aile dramalarından komediye, gerilimden fantastik filmlere kadar renkli bir yelpazeye sahip olan yönetmenin son filmi Dedemin İnsanları, komedi ile dramın harmanlandığı bir aile filmi.

Film, Ege'nin küçük bir sahil kasabasında geçiyor. Olaylar 10 yaşındaki Ozan'ın gözünden anlatılıyor. Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, zamanında ailesi ile birlikte Girit'ten Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır. Bu yüzden "gavur" denilerek dışlanmaktan korkan Ozan, "Biz Türk'üz!" diyerek ailesine ve dedesine kafa tutuyor.  Etrafta belli bir saygınlığı olmasına rağmen azınlıklardan kabul edilen Mehmet Bey ise torunu Ozan'a durumu elinden geldiğince izah etmeye çalışıyor film boyunca.