Oz Büyücüsü / The Wizard of Oz, 1939 yılında çekilen ve sinema tarihinin en önemli filmleri arasında yer alan efsanevi bir filmdir. Baş karakteri Dorothy ve köpeği Toto bir hortum ile Kansas'tan Oz Dünyası'na geçerler. Dorothy, burada dost olduğu Korkak Aslan, Kalpsiz Teneke Adam ve Beyinsiz Korkuluk ile kayıp Oz Büyücüsü'nü ararken Batı'nın Kötü Cadısı ile mücadele eder. 1930'lu yıllarda dünyayı etkileyen Büyük Buhran, yani ekonomik kriz döneminde bir ilaç etkisi yaratan film, özellikle TV ve video döneminde dünya çapında bir üne kavuşur. Hikayesi, müzik ve şarkıları ile her kesimden seyircinin beğenisini kazanır. (Over the Rainbow şarkısı ile 1940 yılında Oscar da almıştır.) 46 yıl sonra gelen devam filmi tabii ki ilk filmin yerini tutamadı. İlk filmden tam 74 yıl sonra Disney, büyülü Oz Dünyası'nın kapılarını tekrar açıyor. Muhteşem ve Kudretli Oz / Oz the Great and Powerful, 8 Mart'tan itibaren izleyicilerini büyük, renkli ve 3 boyutlu bir yolculuğa davet ediyor.
Seçili Fragman
Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aile etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
7 Mart 2013 Perşembe
19 Ekim 2012 Cuma
Cadılar, Zombiler ve ParaNorman
Cadılar bayramı arifesinde vizyona giren korku filmlerine epey bir alıştık. Her ne kadar ülkemizde Cadılar Bayramı / Halloween kutlanmasada aynı tarihlerde bizimde sinemalarımıza korku-gerilimin en ticari yapımları uğrar oldu. Bu senede Testere serisinden açılan Ekim ayı boşluğunu, Paranormal Activity doldurmaya devam ederken hemen hemen bu dönemdeki her filmde bu korku dolu içeriği görüyoruz. Bu cuma vizyona girecek olan ParaNorman'ın da içeriğinde cadılar, zombiler, ölüler, ruhlar, bol kahkaha, eğlence, gerilim, gizem ve aksiyonu bol bir macera mevcut.
16 Eylül 2012 Pazar
Balina Kurtarma Operasyonu
Bu yıl içinde vizyona girmiş ve şuanda da DVD'lerini raflarda bulabileceğiniz bir filmden bahsetmek istiyorum. Büyük Mucize / Big Miracle.. Afişinden de görüleceği üzere Özgür Willy gibi bir başka balina filmi. Hemen burun kıvırmadan önce şunu belirteyim; 1988 yılında yaşanmış gerçek bir hikaye Büyük Mucize.
5 Eylül 2012 Çarşamba
Pixar'ın Cesur Kızı
Disney Pixar'ın ilk kadın kahramanı, kızıl ve kıvırcık saçları ile İskoçya'dan kalkıp Türkiye'yi fethediyor. Pixar'ın 13. uzun metraj animasyonu olan Cesur / Brave, öyle bilindik bir tarihi prenses hikayesi sunmak yerine, günümüzde bile her ailenin yaşadığı iletişim problemine parmak basıyor..
Bu zamana kadar bir sürü Disney prensesi tanıdık.. Hepsi de beyaz atlı prenslerini bekliyorlardı bir şekilde. Hatta Karmakarışık ile hem Rapunzel hikayesine hem de prens & prenses aşkına farklı bir bakış açısı görmüştük. İşte bu 'aşk' hikayelerine farklı yaklaşımlar bu türe de yeni bir soluk getirdi diyebiliriz. Yıllar önce daha klasik hikayeler ele alınırken şimdi ise bu hikayeler farklı içerikler sunmaya başladı.
Bu zamana kadar bir sürü Disney prensesi tanıdık.. Hepsi de beyaz atlı prenslerini bekliyorlardı bir şekilde. Hatta Karmakarışık ile hem Rapunzel hikayesine hem de prens & prenses aşkına farklı bir bakış açısı görmüştük. İşte bu 'aşk' hikayelerine farklı yaklaşımlar bu türe de yeni bir soluk getirdi diyebiliriz. Yıllar önce daha klasik hikayeler ele alınırken şimdi ise bu hikayeler farklı içerikler sunmaya başladı.
11 Haziran 2012 Pazartesi
Madagaskar'dan Avrupa'ya
Perşembe akşamı 'Movie Night' etkinliği yaparken evde, özel bir davet aldım arkadaşımdan: Ertesi gün Madagaskar serisinin 3. filmi Madagascar 3: Europe's Most Wanted vizyona girecekti ve film vizyona girmeden bir gün önce, yani perşembe gecesi, kendileri için özel bir gösterim yapacaklarmış.. Böyle bir teklife kim hayır diyebilirdi ki? Salonda oynayan Prometheus'un bitmesini beklediğimiz için filmi izlemeye gece 12 civarında başladık biz 7 kişi.. Tamamen gülmeye ve eğlenmeye programlıydık ki bu da seyrimizi iki kat keyifli hale getirdi..
19 Mayıs 2012 Cumartesi
Dikkat Bebek Var!
Bebeklerin başrolde olduğu sayısız film izledik bu vakte kadar. Şimdi ise bu bebeklerin doğumuna kadar geçen sürede, anne ve baba adaylarının yaşadıkları belki ilk kez değil ama en acısıyla, en komiğiyle, en dramıyla kısaca en gerçekçiliği ile beyazperdeye geliyor.
19 Nisan 2012 Perşembe
Dr. Seuss'dan Çevre Dostu Loraks
Dr. Seuss'un kitaplarının sinemaya transferleri devam ediyor. Grinch, Kedi, Horton derken şimdi de ağaç dostu Loraks, 3 boyutlu bir animasyon olarak beyazperdeye geliyor. Öncelikle şunu belirteyim; gerek Dr. Seuss kitapları gerekse de filmleri, içerdikleri mesajları hiç bir dolambaçlı yola sokmadan direk veren eserler / yapımlardır. Bu yüzden karşımızda, bir kez daha, çok fazla ıvırı zıvırı bulunmayan, konuyu en basitiyle ele alan, ufak bir çocuğun en rahat anlayabileceği şekilde mesajını veren, bunu yaparken de dikkat çeken ve eğlendiren bir film duruyor.
2 Nisan 2012 Pazartesi
The Help & Duyguların Rengi
Geçen son bahar Amerika'ya gittiğimde bir filmin gişede beklenmedik patlamasına bizzat şahit oldum. Bu ne bir Twilight, ne de Harry Potter filmiydi. İsmi The Help'ti.. Öyle bol görsel efektli gişe canavarlarından değildi belki ama konusu itibariyle insanları sinemaya çekiyordu. Nitekim o dönemde kitabı da en çok satanlar listesinde 1 numaraydı. Merakıma yenik düştüm ve bir bilette ben aldım. Amerikalıların o paçoz, buram buram patlamış mısır ve yağ kokan sinema salonunda, herhangi bir boş koltuğa geçtim ve hafif bir gürültü eşliğinde filmi izledim.
Gerçekten beklediğimden çok daha iyi çıkmıştı film. O an neden Amerikalıların bu filme bu kadar ilgi gösterdiğini anlamıştım. Daha önce sert örneklerine rastladığımız bir konuyu, ırkçılığı, gayet duygusal ve mizahi bir dille anlatıyordu.
Gerçekten beklediğimden çok daha iyi çıkmıştı film. O an neden Amerikalıların bu filme bu kadar ilgi gösterdiğini anlamıştım. Daha önce sert örneklerine rastladığımız bir konuyu, ırkçılığı, gayet duygusal ve mizahi bir dille anlatıyordu.
31 Mart 2012 Cumartesi
Çok Gürültülü ve Çok Yakın
Size sinemalarımızda gösterilmemiş, muhtemelen yakın gelecek zamanda DVD'leri çıkacak bir filmden bahsetmek istiyorum. İsmi, bir değişiklik olmazsa, Türkçe'ye Çok Gürültülü ve Çok Yakın olarak çevrilen Extremely Loud & Incredibly Close. Daha önce 16 Mart 2012 olarak Türkiye vizyon tarihi belirtilen fakat Warner Bros Türkiye tarafından belirsiz bir tarihe ertelenen bu film 2 dalda Oscar adayıydı. (En İyi Film ve En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu)
Film, babasını 11 Eylül olaylarında kaybetmiş Oskar isimli bir çocukla ilgili. Babası öldükten sonra uzun süre onun giysi dolabına yaklaşamayan Oskar, bir gün saklı bir anahtar buluyor o dolapta. Saklı anahtarın babasından bir mesaj olduğuna inanıyor ve elindeki ipuçlarından yola çıkarak, bu anahtarın açacağı kilidi ve babasının O'na bıraktığına inandığı mesajı bulmaya çalışıyor. Bu sırada da korkularını yenmeyi öğreniyor.
Film, babasını 11 Eylül olaylarında kaybetmiş Oskar isimli bir çocukla ilgili. Babası öldükten sonra uzun süre onun giysi dolabına yaklaşamayan Oskar, bir gün saklı bir anahtar buluyor o dolapta. Saklı anahtarın babasından bir mesaj olduğuna inanıyor ve elindeki ipuçlarından yola çıkarak, bu anahtarın açacağı kilidi ve babasının O'na bıraktığına inandığı mesajı bulmaya çalışıyor. Bu sırada da korkularını yenmeyi öğreniyor.
30 Mart 2012 Cuma
Pamuk Prenses Vol.1
Hollywood'un bir yarış halinde olduğunun göstergesini, bu sene vizyona girecek olan iki Pamuk Prenses filminden bir kez daha anlıyoruz. Bunların ilki başrolde Julia Roberts ve Lily Collins'in olduğu mizahi bir uyarlama olan Pamuk Prenses'in Maceraları / Mirror Mirror, diğeri ise Charlize Theron'lu ve son yılların en gözde genç oyuncularından Kristen Stewart'lı epik bir drama, Pamuk Prenses ve Avcı / Snow White and the Huntsman. İki ay arayla vizyona girecek olan Pamuk Prenses filmlerinden ilki, Julia Roberts'lı olan, 30 Mart cuma günü gösterimine Türkçe dublajlı ve altyazılı seçenekleri ile başladı. Julia Roberts'ı özlediğimiz bir dönemde başrol olarak karşımıza çıkınca da bu filmi kaçırmak olmazdı.
Öncelikle filmin farklı bir Pamuk Prenses uyarlaması olduğunun altını çizmek isterim.
Öncelikle filmin farklı bir Pamuk Prenses uyarlaması olduğunun altını çizmek isterim.
25 Mart 2012 Pazar
Açlık Oyunları / The Hunger Games
Twilight / Alacakaranlık serisinden sonra gençlik edebiyatının en popüler serilerinden biri daha beyazperde uyarlanmaya başlandı. Suzanne Collins'in televizyonda Irak Savaşı görüntülerini ve bir reality showu izlerken kafasında oluşmaya başlayan taslağı kaleme aldığı bu 3 romanlık seri, 2008'de ABD'de yayınlandı ve yayınlanır yayınlanmaz da beyazperde yolunda ilerlemeye başladı. Başta gençler olmak üzere büyük ilgi gören ve beğenilen romanın ilki Açlık Oyunları / The Hunger Games, 23 Mart'ta tüm dünyada vizyona girdi.Hikaye, yakın gelecek zamanda, Amerika'da geçiyor. Kuraklık, kıtlık ve savaşlardan sonra Amerika'da bir tek Panem adında bir ülke kalmıştır. Bu ülke başkent ve 12 eyaletten oluşuyor. Başkentte zengin ve yönetici kesim yaşarken, bu eyaletlerde daha çok fakir halk yaşıyor. Her eyaletin kendi içinde bir görevi var ve başkente bu şekilde katkı sağlıyorlar.
25 Ocak 2012 Çarşamba
Berlinli Ayhan Kaplan
Ata Demirer'in son filmi Berlin Kaplanı'nın Kanyon Cinebonus Sinemaları'nda yapılan galasına bende katıldım. Bir çok ünlü isimle beraber kompleksin en büyük ve en güzel salonunda izlediğimiz bu film, aynı Eyyvah Eyvah serisi gibi bir kahkaha şöleni. Gala notlarını bir başka yazıya bırakarak, tüm Türkiye'de herkesten önce izlediğim bu filmi yine herkesten önce yazıyorum burada..Eyyvah Eyvah 2 ile çıtayı iyice yükselten Ata Demirer için zorlu bir sınavdı Berlin Kaplanı. Çünkü geçen yılın en başarılı filmine imza atan komedyen, beklentileri de iyice yukarı taşımıştı. Geçen ay Berlin Kaplanı'nın fragmanını izlediğimde maalesef o elektriği alamamıştım. Negatif bir yaklaşım ile iyi bir komedi olacağını düşünmüyordum. Nitekim salona girerken arkadaşım Arzu ile durumu irdelemiş, beklentimi en alt seviyede tutarak koltuklarımıza geçmiştik.
7 Aralık 2011 Çarşamba
Hugo - Scorsese'nin Sihirli 3D Dünyası
Vizyondaki Hugo 3D filmine gitmeye karar verirseniz, eğer size söylenmesi gereken ilk cümle; Martin Scorsese'nin 3 boyutlu sihirli dünyasına hoşgeldiniz.. olmalı bence. Zaten filmin başladığı ilk dakikadan itibaren bunu hissedeceksiniz...
Hugo hakkında yazmadan önce kısaca Martin Scorsese'den bahsetmek istiyorum. Defalarca aday olduktan sonra 2007 yılında, nihayet hakettiği Oscar'a Köstebek / The Departed filmi ile ulaşan Martin Scorsese, onlarca filmin gerek kamera önünde gerekse arkasında bulunmuş bir duayen. Özellikle yönetmenlik denilince alka gelen ilk ustalardan. 1970'li yıllarda Alice Doesn't Live Here Anymore ve herkesin bildiği kült film Taxi Driver ile dikkat çeken yönetmen tam 6 kez aday olduğu oscar töreninden sadece bir defa heykelcikle döndü. Hemen hemen her dönem çektiği gerek kısa, gerek uzun metraj filmleri, belgeselleri ile dikkat çektiği bir gerçek. Ben, şahsen büyük bir Martin Scorsese hayranıyım ve eserlerinin çoğunu izlemiş biriyim. En son vizyona giren uzun metraj filmi Shutter Island / Zindan Adası'nı izledikten sonra bir kez daha büyülenmiş ve bir sonraki projesini dört gözle bekler olmuştum. Yeni filmi Hugo'yu 3 boyutlu çekeceği açıklandığı zaman daha da meraklanmıştım.
2 Aralık 2011 Cuma
Dede ve Torunun Hikayesi
Çağan Irmak, Türk Sineması'nda kendine belli bir yer edinmiş yönetmenlerden biri şüphesiz. Gişe olarakta inişli çıkışlı bir grafiğe imza atıyor. Ama şu bir gerçek ki Türk seyircinin nabzını tutmayı iyi biliyor. Bugüne kadar aile dramalarından komediye, gerilimden fantastik filmlere kadar renkli bir yelpazeye sahip olan yönetmenin son filmi Dedemin İnsanları, komedi ile dramın harmanlandığı bir aile filmi.
Film, Ege'nin küçük bir sahil kasabasında geçiyor. Olaylar 10 yaşındaki Ozan'ın gözünden anlatılıyor. Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, zamanında ailesi ile birlikte Girit'ten Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır. Bu yüzden "gavur" denilerek dışlanmaktan korkan Ozan, "Biz Türk'üz!" diyerek ailesine ve dedesine kafa tutuyor. Etrafta belli bir saygınlığı olmasına rağmen azınlıklardan kabul edilen Mehmet Bey ise torunu Ozan'a durumu elinden geldiğince izah etmeye çalışıyor film boyunca.
Film, Ege'nin küçük bir sahil kasabasında geçiyor. Olaylar 10 yaşındaki Ozan'ın gözünden anlatılıyor. Ozan'ın dedesi Mehmet Bey, zamanında ailesi ile birlikte Girit'ten Türkiye'ye göç etmek zorunda kalmıştır. Bu yüzden "gavur" denilerek dışlanmaktan korkan Ozan, "Biz Türk'üz!" diyerek ailesine ve dedesine kafa tutuyor. Etrafta belli bir saygınlığı olmasına rağmen azınlıklardan kabul edilen Mehmet Bey ise torunu Ozan'a durumu elinden geldiğince izah etmeye çalışıyor film boyunca.
30 Ağustos 2011 Salı
2. Arabalar Festivali

Birincisini defalarca izlemiş biri olarak Arabalar 2 filminin gösterime girmesini aylardır bekliyordum. Amerika'da Haziran ayında vizyona giren film çoğu Disney/Pixar animasyonunda olduğu gibi aylar sonra ülkemize gelebildi.
Bu film eleştirmenlerce Pixar’ın en kötü filmi ilan edilmiş, hikayesi hiç beğenilmemişti. Çünkü Disney/Pixar çıtayı o kadar yükseltmişti ki beklentiler çok fazlaydı. Ben açıkçası buna pek katılmıyorum. Film yerden yere vurulacak kadar kötü değildi bir kere. Tamam hikayesi biraz basit kaçmış olabilir ama görsel yönden aşırı bir tatmin edicilik söz konusuydu.
15 Ağustos 2011 Pazartesi
Haydi Şirinlemeye
Çok “şirin” bir film izlemeye hazır mısınız? O zaman bu sıcak yaz günlerinin en şirin aktivitelerinden biri olan, klimalı salonda film izleme işini şirinleme zamanı ve soluğu herhangi bir sinema salonunda alma vakti. Çünkü Şirinler hem 3D hem 2D seçenekleriyle, Türkçe dublajlı olarak şirinliyorlar.
Uzun süredir Şirinler’in beyazperdeye transfer edileceği haberleri geliyordu Hollywood’dan. Ama neyin nasıl olacağı, tamamen animasyon mu yoksa farklı mı, ya da çizimlerinin nasıl olacağı, kısaca her şey belirsizdi. Ve sonunda yarı animasyon Şirinler filminin 2011 yazında vizyona gireceği duyuruldu. Bu sefer konu hakkında çeşitli teoriler ortaya atılmaya başlanmıştı. Ve bu konuda yapımcılar bizleri biraz şaşırttılar. Çünkü Şirinler bizim dünyamızda, New York’ta maceraya atılıyorlardı.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)









