Seçili Fragman

22 Haziran 2012 Cuma

3 Boyutlu Piranalar

2010 yılında Pirana 3D / Piranha 3D filmi ile ilgili yazdığım yazı..
    
“Tür Sineması” kavramını hemen hemen herkes bir yerlerden duymuş veya okumuştur. Sözlük anlamına baktığımızda aralarında benzer, ortak yönler bulunan filmler için bu kavram çok kullanılır. Özellikle Hollywood’un makine gibi film ürettiği son dönemlerde belli türler ön plana çıkarken, bu filmleri kendilerine örnek alarak izleyicisini de peşinden sürükleyen yapımlar mevcuttur. Robert Rodriguez ve Quentin Tarantino ikilisinin Grindhouse (Planet Terror / Death Proof) projesi buna verilebilecek en iyi örneklerden biri.
    

20 Haziran 2012 Çarşamba

Sevgili John

'Ya bir mektup her şeyi değiştirirse?' 
    
Sevgili John / Dear John, Amerikan edebiyatının usta kalemlerinden biri olan Nicholas Sparks'ın 2010 yılında beyazperdeye de uyarlanan romanı. 2 yıl önce satın alıp rafta unuttuğum kitabı geçen hafta elime geçirince okumaya başladım. Nitekim filmin DVD'si de uzun süredir rafta durmaktaydı. Her zaman niyetlenmiştim; ilk önce kitabını okuyacak akabinde de filmini izleyecektim. Genellikle sonuç hayal kırıklığıyla noktalansa da konusu itibariyle romantizm ve dramı içeren bir eseri beyazperdeye uyarlamak ne kadar zor olabilirdi ki? Geçen son bahar vizyona giren ve aynı dönemde ülkemizde kitabı da yayınlanan Bir Gün / Ona Day bunun en başarılı örneklerinden mesela.. Bu Bir Gün'ü referans alarak aynı düşünceyi Sevgili John içinde besliyordum..
     

19 Haziran 2012 Salı

Burn: Şehrin Enerjisi!

Burn’ün sunduğu www.sehrinenerjisi.com’da kullanıcı İstanbul’un farklı bölgelerini temsil eden sesleri, Doğuş Çabakçor ile Ozan Çolakoğlu’nun müziğiyle mix’leyip özgün şarkısını yaratabiliyor. Polis sireni, adalardan fayton sesi, metro gişesi, dolmuşçu, vapur sesi gibi bir çok sesin İstanbul haritası üzerinde temsil edildiği uygulamada, kullanıcı istediği sesleri müziğinin bir parçası haline getirebiliyor.  Kullanıcı dilerse mikrofon aracılığı ile kendi istediği sesleri de İstanbul haritası üzerine ekleyip özgün şarkısının içerisine dahil edebiliyor.

İstanbul’un seslerinden güzel bir mix yapmak isterseniz: www.sehrinenerjisi.com
Facebook: https://www.facebook.com/BurnTurkiye
Twitter: https://twitter.com/#!/burn_tr

Burn

Bir bumads advertorial içeriğidir.

11 Haziran 2012 Pazartesi

Madagaskar'dan Avrupa'ya

Perşembe akşamı 'Movie Night' etkinliği yaparken evde, özel bir davet aldım arkadaşımdan: Ertesi gün Madagaskar serisinin 3. filmi Madagascar 3: Europe's Most Wanted vizyona girecekti ve film vizyona girmeden bir gün önce, yani perşembe gecesi, kendileri için özel bir gösterim yapacaklarmış.. Böyle bir teklife kim hayır diyebilirdi ki? Salonda oynayan Prometheus'un bitmesini beklediğimiz için filmi izlemeye gece 12 civarında başladık biz 7 kişi.. Tamamen gülmeye ve eğlenmeye programlıydık ki bu da seyrimizi iki kat keyifli hale getirdi..
    

10 Haziran 2012 Pazar

Amerika'nın Diktatör İvedik'i

İngiliz komedyen Sacha Baron Cohen yarattığı tiplemeler ile dikkat çekmeye devam ediyor. Borat, Brüno derken şimdide Afrikalı bir diktatör Aladeen karakteri ile beyazperdeye konuk olan ünlü stand-up'çı, yine birilerini kızdıracak gibi görünüyor.
     
Filmlerini izlemesem de Borat'tır, Brüno'dur, bu karakterlere hep ödül törenlerinde (özellikle MTV'ninkilerde.. Poposu açık vaziyette Gay Brüno'un Eminem'in yüzüne düştüğünü kimler hatırlıyor MTV töreninde? Google'a Bruno Eminem yazıp görebilirsiniz) ya da komedi programlarında denk gelmişimdir. Ahlaksızlığın sınırında, çok aykırı ve uç yönleri olan karakterlerin, antipatiklikte de son nokta oldukları bir gerçek. Bu aslında bir nevi Sacha Baron Cohen'in başarısı değil midir? Yeteneği  ile bu karakterlere 'gerçekçi' bir şekilde hayat verirken insanların negatif yöndeki tepkileri bu başaranın kanıtıdır bence. 
     

5 Haziran 2012 Salı

Rüzgarlı Kent Chicago


   
Chicago Tiyatrosu
Tatil için her zaman kendi rotamı kendim çıkarmayı  adet edinmişimdir. Önce gideceğim yerleri belirler, gerekli araştırmalarını  yapar, uçak bileti, otel, araba kiralama, vs. rezervasyonlarımı  yaptırır ve öyle yola koyulurum. Bu sefer kısıtlı, sadece 6 günümüz vardı ve bu 6 günü Amerika’nın en büyük ve en güzel şehirlerinden biri, Chicago’yu keşfetmeye harcayacaktım.
       
Chicago, ABD’nin orta-kuzeydoğu kısmında, Michigan Gölü’nün kıyısında kurulmuş, canlı bir şehirdir. “Rüzgarlı  Şehir” olarak bilinmesinin nedeni; gölden vuran şiddetli rüzgarlardan ziyade “politik” anlam içermesiymiş. Bunu bizde gittiğimizde öğrendik. Nüfusu yaklaşık 3 milyon olan metropolün şehir planlaması, bizim ülkemize göre çok daha muazzam yapılmış. Gökdelenlerin doldurduğu “Downtown” ve çevresi, birbirine paralel ve dik kesişen yollar ile bloklara ayrılmış. Bu düzen neredeyse tüm Chicago, hatta tüm Amerikan kentlerine uygulanmış zamanında. Zaten Hollywood filmlerinde “Bilmem kaç blok yürüdük”  gibi tabirleri duymuşsunuzdur. Hepsi bu düzenli şehirciliğin ürünü.. Chicago hakkında söylenecek daha bir çok güzel cümle var ama bunları  “Downtown” ‘u anlatırken, aralara sıkıştırmak daha iyi olacak eminim.  
                     

3 Haziran 2012 Pazar

Pamuk Prenses Vol.2

Hollywood'da benzer konuların, farklı stüdyolar tarafından önümüze sunulması gayet doğal bir hal alır oldu. Örneğin aynı yıl içerisinde en az iki kere uzaylılar saldırır, volkanlar patlar veya dünyaya göktaşı çarpar.. Bu sene piyango Pamuk Prenses'e vurdu. 2 ay önce Julia Roberts'ın kötü kalpli kraliçeyi canlandırdığı ve mizahi yanı ağır basan masalımsı versiyon vizyona girdi. Beğenilmedi.. Gişede bekleneni veremedi.. Çerez olarak izlendi ve unutuldu gitti.. Şimdi ise Pamuk Prenses ile 2. randevuya hazırlanıyoruz. Bu sefer fragmanına göre daha karanlık, daha epik bir drama bekliyor bizi. Masaldan ziyade tarihi bir hava verildiğini görüyoruz filme. Başrolünde ise Oscarlı oyuncu Charlize Theron ve gençlerin göz bebeği Kristen Stewart yer alıyor. Filmin ismi Pamuk Prenses ve Avcı / Snow White and the Huntsman. Yine farklı bir uyarlamanın bizi beklediği hem isimden hem de afişten belli oluyor.. 
     

2 Haziran 2012 Cumartesi

Prometheus

Bir kaç yıl önce Ridley Scott'ın yeni bir Alien filmi ile ilgili hazırlık yaptığını okuyunca çok heyecanlanmıştım. Yaratık / Alien serisinin bir fanatiği olarak, özellikle ilk iki filmin, bilim kurgu filmleri arasında yeri benim için çok özeldir. İlk Alien filminin de yönetmeni olan Ridley Scott, günümüzde kült mertebesine ulaşmış filminden 33 sene sonra bu sefer bir prequel sayılabilecek ama tamamen bağımsız bir bilim kurgu ile karşımıza çıkıyor.
     
Aslında Prometheus'un çıkış noktası bir Alien filmi. Her ne kadar Ridley Scott tamamen orjinal bir hikaye yaratmış olsa da, film Alien ile bağlanıyor bir şekilde. Yunan mitolojisinde Prometheus ilk insanı yaratıp ona ateşi veren bir titan. Tanrılara inat, bir nevi insanlığı başlatan kişi.. Bu filmde ise insanlığın başlangıcını sorgulayan ve arayan ekibin uzay gemisinin adı Prometheus.
          

31 Mayıs 2012 Perşembe

Senin Sayın Kaç?

Size bir filmden bahsetmek istiyorum. Son zamanlarda izlerken en çok güldüğüm filmlerden biri.. Tam çerezlik, eğlencelik, fazla bişey beklenmeden izlenmesi gereken filmlerden biri: Senden Önce / What's Your Number? Ülkemizde vizyona girmeden direk DVD olarak piyasaya sürülen filmin başrollerinde Anna Faris ve Chris Evans yer alıyor. Türü için komedisi ağır basan romantik-komedi denebilir. Ama ne komedi..
         
Zaten Anna Faris'i Scary Movie serisindeki başrol Cindy Campbell karakterinden hatırlayabilirsiniz. Yaratılış itibariyle suratındaki aptal ifadesiyle komedi filmlerinin vazgeçilmez yüzlerinden biri olan Anna Faris'in filmografisi de zaten, ya komedi ya da romantik-komedilerden oluşuyor. Ona eşlik eden isim ise nam-ı değer Kaptan Amerika, Chris Evans. Özellikle fiziği ile her filminde ön plana çıkan aktörün romantik komedilerde de başarısını daha önce bir kaç kez görmüştük. 
          

29 Mayıs 2012 Salı

Siyah Giyen Adamlar ile 3. Randevu

1997 yılının son baharında vizyona giren Siyah Giyen Adamlar / Man In Black, komedi ile bilim kurguyu harmanlayan türü ile dikkat çekmiş ve Will Smith'in ismini beyazperdede kalıcı hale getirmişti. Özellikle ortak iki ajana hayat veren Will Smith ve Tommy Lee Jones sayesinde film, olumlu eleştiriler alan çerezlik filmler arasına ismini yazdırmıştı. Gişede de çok başarılı olan filmin 5 yıl sonra devamı çekildi. Siyah Giyen Adamlar 2 / Man In Black II her devam filminin düştüğü duruma düşüp ne yazıkki ilk filmin gölgesinde kalabildi ancak. Başroldeki iki ajanı da tekrar beyazperdeye getiren film, başta senaryo kaynaklı problemlerden ötürü beğenilmemişti. Kısaca Will Smith bile filmi kurtaramamıştı ama gişe başarısıda göz ardı edilemezdi. Yinede bir başka devam filmine yeşil ışık yanmadı. Zaten durum itibariyle gerekte yoktu. Ama özellikle son bir kaç senedir yenilikten ziyade remakelere ve devam filmlerine ağırlık veren Hollywood, uyuyan serileri de canlandırma derdine düştü bir şekilde. Örneğin; geçen yıl vizyona giren Çığlık 4 / SCRE4M ile orjinal seri bu furyadan nasibini almıştı.. Ve tabii ki Siyah Giyen Adamlar'da üretkenliği düşen Hollywood'da diriltilen seriler kervanına katıldı.