 |
| Chicago Tiyatrosu |
Tatil için her zaman kendi rotamı kendim çıkarmayı adet edinmişimdir. Önce gideceğim yerleri belirler, gerekli araştırmalarını yapar, uçak bileti, otel, araba kiralama, vs. rezervasyonlarımı yaptırır ve öyle yola koyulurum. Bu sefer kısıtlı, sadece 6 günümüz vardı ve bu 6 günü Amerika’nın en büyük ve en güzel şehirlerinden biri, Chicago’yu keşfetmeye harcayacaktım.
Chicago, ABD’nin orta-kuzeydoğu kısmında, Michigan Gölü’nün kıyısında kurulmuş, canlı bir şehirdir. “Rüzgarlı Şehir” olarak bilinmesinin nedeni; gölden vuran şiddetli rüzgarlardan ziyade “politik” anlam içermesiymiş. Bunu bizde gittiğimizde öğrendik. Nüfusu yaklaşık 3 milyon olan metropolün şehir planlaması, bizim ülkemize göre çok daha muazzam yapılmış. Gökdelenlerin doldurduğu “Downtown” ve çevresi, birbirine paralel ve dik kesişen yollar ile bloklara ayrılmış. Bu düzen neredeyse tüm Chicago, hatta tüm Amerikan kentlerine uygulanmış zamanında. Zaten Hollywood filmlerinde “Bilmem kaç blok yürüdük” gibi tabirleri duymuşsunuzdur. Hepsi bu düzenli şehirciliğin ürünü.. Chicago hakkında söylenecek daha bir çok güzel cümle var ama bunları “Downtown” ‘u anlatırken, aralara sıkıştırmak daha iyi olacak eminim.